"çok yönlü blogger ödülleri"nden bir tanesini de ben kaptım evet.
kimselerden habersiz yazdığım bu blog'un böyle bir ödüle layık görülmesi beni mutlu etti açıkçası. burası kenarda köşede özgürce yazabileceğim bir yer oldu ve olmaya da devam edecek.
tabi bu ödülün kuralları da var, kurallardan hoşlanmayan biri olsam da söz konusu farklı bir şey olduğundan, hadi bakalım:
1- Ödülü veren kişiye teşekkür ediyor ve linkini veriyoruz:
bana kim ödül verir ki? diye düşünüyorum ve cevap ışık hızıyla geliyor:
http://luciferinuzumbaglari.blogspot.com/
ruheşim bana bu ödülü layık görmüş, kendisine sonsuz teşekkürler ediyorum.
2- Hakkımızda 7 gerçek paylaşıyoruz:
benim kendime dair fazlasıyla kişisel gerçeklerim olsa da, olabildiğince anlaşılır şekilde anlatmaya çalışacağım:
- dünyadaki bütün enstrümanları çalmak istiyorum ve çalabilirim. evet, belki odam enstrüman dolu değil ama mümkün olsa doldurmak isterim. yaylı, üflemeli, tuşlu, vurmalı, telli, akla gelen gelmeyen bütün enstrümanları çalabiliyor olmak istiyorum ve bu tür insanları feci kıskanıyorum. ben de bir gün "multi-instrumentalist" olmak istiyorum.
- her türlü feci kıskanç bir insanım ama bunu belli etmemekte de bir o derece başarılıyımdır. üstüne üstlük canlı-cansız her şeyi kıskanabilirim. beğenerek dinlediğim bir müzik grubunu veya sanatçıyı, güzel sesiyle huzur veren insanları ve seslerini, güzel fotoğraflar çeken fotoğrafçıyı, ressamı, yazarı, arkadaşlarımı, sevgilimi, ablamı, kedileri, köpekleri, güvercinleri... kıskanıyorum çokça.
- beni en çok yoran ve sıkan şey "zamansızlık"tır. kendim de dahil olmak üzere fazla zaman ayıramadığım şeyler, fazla zamanı olmayan insanlar, gün-hafta-ay içerisinde zaman bulamayıp birşeyler yapamıyor olmak, fırsat bulduğum ya da istediğim bir şeyi zamansızlık yüzünden kısıtlı şekilde yaşıyor olmak veya yaşayamamak, beni yoruyor ciddi şekilde.
- çalışmaktan nefret ederim. ne kadar sistemli ve verimli çalışıyor olsam da bundan hiç hoşlanmıyorum. özellikle de günümüz dünyasının çalışma yöntemleri beni bunaltıyor. hayır "ekmek elden su gölden olsa" demiyorum, "çalışmak" denen şey bana daha çok "başkalarına hizmet etmek" olarak görünüyor. o olmasın da şu olsun diyorum; "bahçem, tarlam olsa; sürsem, sulasam, meyvesini, ürününü toplasam, yetiştirsem, ilaçlasam, bakımını yapsam, sonra da çıkıp pazarda satsam". böyle çalışıp böyle kazanmak daha güzel geliyor.
- teknolojinin fazlasıyla içinde olmaktan da nefret ediyorum, çalışmak zaten buna yol açıyor ancak çalışmadığım zamanlarda da teknolojiyle haşır-neşir olmak çok kötü bir şey. ilkel bir hayat, cep telefonsuz, internetsiz, bilgisayarsız vs. olup da kağıt kalemle, at arabasıyla, bisikletle, kokusu odasından taşan eski kitaplarla yaşamak, güğümden akan sıcak suyu hacı şakirle sabunladığım saçıma dökmek, sobamın başında kestaneleri çıtırdatıp akşam yatmadan köy şarabımdan yudumlamak istiyorum.
- tam anlamıyla uyumuyorken rüyalar görebilirim. o kadar gerçekçi olurlar ki kendime gelip etrafıma baktığımda şaşkınlığımı gizleyemem. bazen beni çok mutlu eden sahnelerin içinde olurum ve yine kendime geldikten sonra şaşkınlıkla beraber hüzün kaplar her yanımı. genelde güneşin battığı saatlere denk gelir bu durum.
- tam bir "müzikomanyak" diyebilirim kendime. müzik dinlemeden duramam. kendi çalışmalarım da buna dahildir, eğer tam olarak bitiremediğim bir kayıt üzerinde çalışıyorsam, bitirebildiğim kadarını binlerce kere dinliyorum ve her seferinde yakaladığım hataları not alıp sonraki kayıt aşamasında bunları düzeltmeye uğraşıyorum. eğer başka bir şey dinliyorsam da ansızın takılıp yine binlerce kez dinlediğim şarkılar vardır. buraya bir parantez açayım; uzun zamandır türk sanatçıların çalışmalarını pek dinlemiyordum ama şimdi o eski, güzel şarkıları tekrar kulağımdan içeri hafifçe ittiren bir insan var hayatımda ve O'na ne kadar teşekkür etsem az.
3. Sevdiğiniz blogçuya bu ödülü verin ve verdiğinizi de haber verin:
işte burada takılıyorum sevgili okuyucu.
verebileceğim neredeyse hiç örnek yok, Lucifer'in Üzüm Bağları dışında. bir de son zamanlarda pek aktif olmasa da Coordinate of useful idiot(s) var ama o da ödülünü almış zaten...

0 tıkırtı:
Yorum Gönder