20 11 2011

dengesizleşmek

kendi çapında, kendince dengesizleşebiliyorum bazen. önceden daha dengesizdim, geceleri yaşardım, gündüzleri yoktum ortalıkta. gündüz uyanık olmadığım ya da dışarı çıkmadığım zamanların acısını çıkarmak için gece dökülürdüm yollara, amaçsızca, nereye gittiğimi bilmeden gezinirdim. güneş doğmadan dönerdim evime, ne bir insan sesi, ne bir insan yüzü bile görmeden uyurdum.
çözülmemiş sessiz bilmecelerim vardı üzerinde çalıştığım. kimi zaman uykumda meşgul olurdum onlarla. hayatın içinden gelen bildik bilmeceler değildiler benim için, anlamlandırmaya da uğraşmazdım çünkü "insan" olarak görmezdim kendimi o anlarda. bu tamamen bir yansımaydı aslında, masamın üzerinde duran ya da uzaklarda bir yerde, bir ormanda ya da sahilde, denizin dibinde, bir binanın tepesinde duran herhangi bir şeyin yansıması; hatta kendimi bol rüzgar alan, geniş manzaralı bir ağacın dalındaki yaprak olarak görmek isteyişimin sonucuydu. belki de çok gelişmemiş, düşük gelirli insanların yaşadığı bir kentin orta yerinde, zorlanarak yapılmış soluk renkli bir binanın bacası olarak görmek isteyişim... ya da denizin dibinde bir yerlerde, neden orada bulunduğunu bilmeyen bir balık gibi... dünyanın bir ucundan bir ucuna dönüp dolaşıp geldiğim yer yine beynimin içlerinde bir yerlerde, neresi olduğunu ya da amacının ne olduğunu bilmediğim yerdi.
"dengesizleşmek" bir süreçse bu benim için doğal gelişiyordu ve farkına varsam da varmasam da önemli değildi çünkü umursamıyordum. benliğim hayatıma o kadar yayılmıştı ki artık başka bir şeyin varlığını fiziksel olarak farkedemez olmuştum. sonra zaman geçti, dünya döndü, gündüz güneş gece ay doğdu, battı, bulutlar geldi, kar yağdı, rüzgar esti, saatler geçti ve hep "buradayım" dediğim anları hatırlar oldum. geçen yıl, geçen ay, geçen hafta, dün gece, birkaç dakika önce "buradayım" demediğim anları yaşamıştım belki, belki de geçen yıl, geçen ay, geçen hafta, dün gece, birkaç dakika önce "buradayım" dediğim anları yaşamıştım.

sonra düşündüm, denge kurmak istediğim şeyleri. bazen de sırf kendim için bir şeyler değişsin diye denge kurmak istediğim şeyler vardı ve dengesini bozmak istediğim şeyler. kırmadan dökmeden yapabiliyorduysam ne mutluydu bana. ama olmuyor ki, kırılıyor. kırmaktan nefret ederim.
ayaklarım üşüyorsa umursamam, ısınır nasıl olsa diyorum, oda soğuk, ama vücudum daha soğuk odadan. ama saçlarım ıslak, pencerem kapalı. masanın üzerindeki fincanda çay var, o da soğuk.

uyumadığım zaman kendimi daha mutlu hissettiğim dönemler çok uzak değil aslında, son zamanlarda neredeyse her gün uyuduğumu hatırlıyorum. en son birkaç hafta önce hiç uyumadan geçirdiğim iki gün vardı ve kendimi iyi hissediyordum. bu haftasonu hariç, çok fazla rüya göremediğimi farketmiştim ki dün gece gördüğüm rüya beni fazlasıyla etkiledi. önceki gece de garip ve güzel bir rüya görmüştüm ama dün geceki fazlasıyla garipti.
bir kere, çok uzaktaydı. uzun zaman görmediğim varlıklar vardı içinde, güzel beyaz tüylü tombik koyunlar. küçük bir çoban da vardı, o koyunlarla ilgilenen. gördüğüm sahneler ise normal hayatta pek karşılaşılmayacak şeylerdi. anlatabileceğim türden şeyler değillerdi açıkçası. en azından bundan sonra daha çok rüya görebileceğimi düşünüyorum.

son zamanlarda ev eskisinden daha sessiz, hoşuma gidiyor. bazen müzik sesinden başka bir şey olmazken, bazen hiçbir ses çıkmıyor. dışarıda bile. müzik dinlemediğim zamanlarda ses duymak istersem pencereyi açıyorum, rüzgar esiyor, köpekler havlıyor, nadiren geçen arabaların gürültüleri de karışıyor araya.
yazarken bunların hiçbirini duymamam daha iyi oluyor benim için. zaten yazarken çevremdeki hiçbir şeyi görmüyor, duymuyorum. müzik çalıyor genelde ama yukarda değil, aşağılarda bir yerde yankılanıyor sesleri. o zaman ve ondan sonra anlıyorum dengemi kaybettiğimi. aslında ihtiyacım olmayan bir şey, kayıp olsa da olur olmasa da olur diye düşünüyorum. bazen gerekli olabiliyor belki, bilmiyorum. ama etkilenen başka insanlar oluyor bundan, onu da düşünmedim pek.
düşündüğüm tek bir insan var bu konuda, düşünmek istediğim için düşünüyorum, hassas olduğu için düşünüyorum, özel olduğu için. O bunun farkında ve O da böyle zamanlar yaşayabiliyor. ben de bunun farkındayım. ben de yaşıyorum. o zaman dengesiz oluşumuzun hiçbir önemi kalmıyor, kendi kendimize, kendi çemberimizin içinde dönüp duruyoruz. geceler tükeniyor, güneşin doğuşundan haberimiz olmuyor.

saçmalamak da buna dahil.

ışıklar kapalı olsun, güneş hiç doğmasın istediğim zamanlar oluyor. bu zamanların içindeyim. zaman bir şekilde geçsin ama gözlerim hep kapalı olsun istiyorum. uyumak istiyorum günlerce. geçsin gitsin, geçip giderken olup biten her şeyi unutayım, bir kenara bırakayım istiyorum. kendinden emin bir şekilde, hiçbir şeyi bozmadan ve çekinmeden, yürümek ve tam karşısında durabilmek... istiyorum.
kendi çapında, kendince dengesizleştiğim zaman bile içimdeki bu isteğin yanıp kavrularak zihnimi doldurduğunu hissediyorum.

0 tıkırtı: